Girdi Maliyetleri Çelik Sektörünü Zorluyor
Yüksek girdi maliyetleri ve daralan marjlar, 2013 yılında Türk çelik sektörünün üretim ve ihracatını geriletirken ithalatın artmasına yol açıyor.
Kısaca
- 2013’ün Ocak-Mayıs döneminde çelik ürünleri ihracatı yüzde 3,7 artarken ithalat yüzde 30’un üzerinde yükseldi; ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 156’dan yüzde 134’e geriledi.
- Haziran ayında çelik ihracatı yüzde 20 geriledi; 1-14 Temmuz döneminde miktar bazında yüzde 18, değer bazında yüzde 22 düşüş kaydedildi.
- Yüksek elektrik ve enerji maliyetleri, çevre katkı payları, ithal ürünlerle rekabet ve dış pazarlardaki korumacı yaklaşımlar gerilemede etkili olan faktörler arasında sıralanıyor.
Türk çelik sektörü, 2012 yılının son çeyreğinden bu yana, rekabette ciddi güçlükler yaşıyor. Özellikle 2013 yılında rekabet etmeyi zorlaştıracak derecede yüksek seyreden hurda fiyatları ve daralan marjlar, üreticileri daha az üretmek ve daha az ihraç etmek mecburiyetinde bırakıyor. Bu durumun, üretim ve ihracatın gerilemesine, ithalatın ise artmasına sebebiyet verdiği gözleniyor.
2013 yılının Ocak-Mayıs döneminde, Türkiye’nin toplam çelik ürünleri ihracatı % 3.7 oranında artarken, ithalatının % 30’un üzerinde yükselmesi ve ihracatın ithalatı karşılama oranının, geçen yılın ilk 5 aylık dönemine kıyasla % 156’dan % 134’e gerilemiş olması rahatsızlık yaratıyor. Ancak bunun da ötesinde, ÇİB kaynaklı geçici veriler, Haziran ve Temmuz aylarında durumun daha da ağırlaştığını ortaya koyuyor. Gerçekten de, Haziran ayında ihracatın % 20 oranında düşüş gösterdiği ve bu durumun, Ocak-Mayıs döneminde % 3.7 seviyesinde bulunan ihracat artışının, Ocak-Haziran döneminde % 0.5 düşüşe dönüşmesine neden olduğu anlaşılıyor. Haziran ayında % 20 oranında gerileyen çelik ihracatının, 1-14 Temmuz 2013 tarihleri arasında da miktar açısından % 18, değer açısından % 22 oranında gerilemiş olması, ihracattaki düşüşün derinleşerek devam ettiğini ve önlem alınmadığı takdirde, olumsuz tablonun büyüyeceğini gösteriyor.
Çelik sektörünün üretim ve ihracatındaki gerilemede, yüksek elektrik enerjisi maliyetleri, enerji maliyetleri üzerindeki ilave yükler, hurda ve kömür ithalatında çevre katkı payı uygulaması, üreticilerin Dahilde İşleme Rejimi kapsamında ithal edilen kalitesiz ürünlerle rekabet edememesi gibi içsel faktörler yanında, ihraç pazarlarında bazı ülkelerin korumacı yaklaşımları, önemli ihraç pazarlarımız arasında yer alan İran’a yönelik olarak uygulanan yaptırımlar, yüksek hurda fiyatları gibi dışsal faktörler de önemli rol oynuyor.
Her ne kadar olumluya dönüştürmek için azami gayret gösterilse de, yurt dışı faktörler kontrolümüzde bulunmuyor. Buna karşılık, yurt içindeki olumsuz faktörlerin giderilmesi ve sektörün rekabet gücünün arttırılmasına yönelik tedbirlerin alınması, ekonomi yönetiminin sorumluluğunda bulunan bir keyfiyet olarak ortada duruyor.
Avrupa Birliği’nin, AB’nin geleceğinin inşasındaki önemi ve imalat sanayindeki rolüne atıfla, çelik sektörünün üretimini yeniden canlandırmak, rekabette zorlanan üreticileri ayaklara yere basacak şekilde modernize etmek, yeni kapasiteler oluşturmak, istihdamı korumak ve dolayısıyla güçlü bir imalat sanayinin ihtiyaç duyduğu çelik girdilerinin iç piyasadan tedarik edilmesini sağlamak amacıyla AB Çelik Eylem Planı’nı oluşturduğu bir ortamda, uzun yıllardır sektörün rekabet gücünü ve büyümesini olumsuz yönde etkilediği bilindiği halde, Türkiye’de sektörün rekabet gücünü arttıracak tedbirler konusunda müşahhas adımlar atılmaması rahatsızlık yaratıyor. Kaldırılması yönündeki ısrarlı taleplerimize rağmen, çelik sektörümüzün rekabet gücünü azaltan uygulamaların sürdürülmeye devam edilmesi, dünya çelik sektörünün büyümeye devam ettiği bir dönemde, çelik sektörümüzün küçülmesine, milyarlarca dolar yatırımla oluşturulan kapasitelerimizin atıl durumda kalmasına, ithalatın ve cari açığın artmasına, başka ülkelerdeki istihdamın desteklenmesine imkân sağlıyor. Dünya çelik sektöründeki eğilimin ve ekonomideki gelişmelerin aksine, çelik sektörümüzde devam eden daralma eğilimi, sektörün artık bu yüklerle daha fazla rekabet edemeyecek bir konuma geldiğini açıkça ortaya koyuyor.
Haftalık sektör özeti ve fuar takvimi
Sektörde haftanın özetini ve yaklaşan fuarların takvimini e-postanıza gönderiyoruz.
Aboneliğinizi tamamlamak için göndereceğimiz e-postadaki onay bağlantısına tıklayın.
E-posta
-
E-posta kutunuzu açın
Onay e-postasının gelmesi birkaç dakika sürebilir.
-
Onay e-postasını bulun
Gelen kutusunda göremiyorsanız Spam / Gereksiz klasörüne de bakın.
-
E-postadaki onay bağlantısına tıklayın
Bu adımı tamamladığınızda aboneliğiniz başlayacak.
Zaten aboneyseniz yeniden onay vermeniz gerekmez. Bu form mevcut konu tercihlerinizi değiştirmez.
Bugün geldiğimiz noktada, sözkonusu yüklerin ve sınırlamaların çelik sektörünün üzerinde yarattığı olumsuz etkiler, yalnızca çelik sektörünün değil, Türk ekonomisinin bir problemi haline gelmiş bulunuyor. Her yıl 20 milyar dolar civarında ihracat gerçekleştiren çelik sektörümüz, uluslar arası piyasalarda rekabet gücü zayıfladığı için, daha az üretim ve ihracat yapmak durumunda kaldığı halde, girdi maliyetlerini arttıran yüklerin kaldırılması yönünde müşahhas adımların halâ atılmamış olması, dış ticaret ve cari açıkla mücadele söylemleri ile bağdaşmıyor. Hiçbir şekilde devlet yardımı almayan çelik sektörünün üzerinde bulunan ve başka ülkelerde örneği olmayan yükler, sektörü rekabette geriye düşürüyor.
Sözkonusu yükler kaldırılmadığı, maliyetlerin düşürülmesine yönelik tedbirler alınmadığı ve üstelik Enerji Bakanlığı’nın her vesile ile, kontrol edilemeyen giderler ve cezalar gibi ilave yükler getiren uygulamalarına son verilmediği takdirde, rekabet gücünün istenen seviyeye çıkartılması ve milyarlarca dolar yatırımla oluşturulan kapasitelerin etkin bir şekilde kullanılması mümkün görülmüyor.
Dr. Veysel Yayan Genel Sekreter